mobil görünüme geç!

Sayfayı Paylaş

Gündem'de olanlar:

Trump Rus ajanı mı?

Trump Rus ajanı mı?
10.01.2017 Salı 21:42

Trump Rus ajanı mı?

Topal ördek, Amerikan siyasi lisanında kullanılan bir deyim. ABD Başkanları, 'Beyaz Saray' için yapılan seçimlerden sonra koltuğunu yeni halefine devredinceye kadar 4 ay süreyle görevlerine devam eder. Ancak bu arada karar yetkisini tam kullanamadıkları için 'tek ayaküstünde duran' bir ördek misali kendilerine bu sıfat verilir. ABD'de 8 Kasım'da yapılan 58. Başkanlık seçimlerini, Cumhuriyetçi Trump, Demokrat rakibi Obama'nın desteklediği Hillary Clinton'u yenilgiye uğratarak büyük bir başarı sağlamıştı. Senato ve Temsilciler Meclisi'nde ağır bir hezimete uğrayarak 'Topal Ördek' konumuna düşen Obama yönetimi giderayak Suriye ve Irak başta olmak üzere dünyada gerilimi arttıracak şekilde şiddet ve kaos politikalarını devam ettiriyor. Ortadoğu ve dünya barışına tehdit oluşturan Obama yönetimi ABD'de bir ilk olarak 20 Ocak'ta Başkanlık görevini teslim alması kesinleşen halefi Trump'u da, Rusya'nın seçtirdiği iddia edilen şüpheli bir CIA raporu ile suçluyor.

Obama görevi, Trump'a bırakmamak için, Amerikan halkına verdiği subliminal mesajda “Trump'ın Rus ajanı olduğu, ABD Başkan'ı olamayacağı savını" zihinlere kazımak istiyor. Trump geçiş ekibinden yapılan yazılı açıklamada ise “Bu kişiler, zamanında Saddam Hüseyin'in kitle imha silahlarına sahip olduğunu söyleyen kişiler. Seçimler uzun bir süre önce büyük bir başarı ile tamamlanmıştır" ifadelerine yer veriyorlar. Raporun ayrıntıları tam olarak belli olmasa da raporda bir delil sunulamıyor.

Yalnızca raporu hazırlayan gizli servis elemanlarının bu inanç içinde oldukları belirtiliyor. Ortadoğu'da kişiliksiz bir politika izleyen Obama yönetimine göre seçim sonuçlarını etkileyen siber saldırı emrini bizzat Putin vermiş. Geçtiğimiz hafta içinde Obama yönetimi siber saldırı nedeniyle 35 Rus diplomatını sınır dışı etmişti. Putin yaptığı açıklamada “Karşılık verme hakkını saklı tutuyoruz. Ancak sorumsuz, 'mutfak diplomasisi' seviyesine inmeyeceğiz. Rus-Amerikan ilişkilerinin yeniden tesisine yönelik adımları ABD Başkanı seçilen Donald Trump'ın tutumuna göre belirleyeceğiz" demiş. Trump da bu açıklamaya Putin'e övgüler düzerek cevap vermişti.

Tüm bu gelişmeler Amerika'nın derin ve görünen yüzünde henüz adı konmamış bir savaş yaşandığını gözler önüne sererken bu savaşın mağluplarını da gerek siyaset açısından gerekse uluslararası hukuk açısından kötü günler beklediğini iddia edebiliriz. Savaşın galibinin ABD Müesses Nizamı ve kamuoyu desteğini arkasına alan yeni Başkan Trump'un olacağı açıkça görülebiliyor. Bu nedenle Obama'nın giderayak, Rusya - ABD, Türkiye- ABD ilişkilerini bozacak gerilim stratejileri ile Trump sonrasına bırakmak istediği sorunlar yumağına katkı sağlamamalıyız diye düşünüyorum.

Bu nedenle başta İncirlik olmak üzere Obama yönetiminin PKK/PYD, FETÖ, DEAŞ örgütleri başta olmak üzere terör örgütleri konsorsiyumuna verdiği silah mühimmat ve eğitim desteklerini neredeyse Türkiye'yi tahrik edecek şekilde, açıkça ortaya koymaları, maşa terör örgütlerinin her eyleminde arkada ABD ve NATO'nun izlerini açıkça bırakmaları karşısında sabırlı ve temkinli hareket ederek ABD'nin Trump sonrasında tavrına göre stratejilerimizi belirlemeliyiz. Ankara ABD Büyükelçiliği'nin 1971-1972 yılları içinde Başbakanlık yapan Nihat Erim'in ABD yetkilileri ile çektirdiği fotoğrafı paylaşması karşısında, Başbakan Binalı Yıldırım'ın cevabı Putin'in 35 Rus diplomatının sınır dışı edilmesine karşı takındığı tavır kadar şık ve had bildiren bir cevap olmuştur. Bilindiği gibi Nihat Erim'i 1980'li yıllarda şehit eden Dev-Sol lideri Dursun Karataş Avrupa Gladyo'sunun ve NATO'nun en önemli taşeron örgütünün lideri idi.

Suriye ve Irak'ta savaşı bitirebilecek önemli adımlar, Türkiye, Rusya ve İran tarafından atılmıştı. Öncelikle geçici ateşkes ve sonrasında kalıcı ateşkesin sağlanmasıyla birlikte Astana'da siyasi görüşmelerin başlatılması kararı ve iradesi karşısında Obama yönetimindeki ABD ve NATO'nun arka planda şok oldukları, ancak diplomatik olarak barış sürecini desteklediklerine yönelik inandırıcı olmayan açıklamaları birbirini takip etmişti. ABD, NATO ve AB ülkeleri yani savaş lobisini oluşturan ülkeler 'Barış Lobisi'nin iki garantör ülkesine yönelik cezalandırma amaçlı örtülü saldırılarına hız kesmeden devam ediyorlar. Rus uçağının CIA kontrolündeki Türk ordusuna sızmış FETÖ'cüler tarafından düşürüldüğü konusunda Putin'in ikna olması sonrasında Rus Büyükelçisi Karlov suikastıyla başlayan suikastlar zinciri ile Rusya etkisizleştirilmeye çalışılırken, Türkiye'de küresel çetenin kontrolündeki Suriye ve Türkiye içinde faaliyet gösteren terör örgütleri taşeron olarak kullanılmak suretiyle Türkiye'ye açık bir savaş açılmış görünüyor.

Rusya'ya karşı, Rus Büyükelçisi Karlov suikastını polise sızmış bir FETÖ tetikçisinin gerçekleştirdiğinin anlaşılması sonrasında Rusya'ya yönelik ikinci suikast haberi Belçika'dan geldi. NATO Genel Denetçisi Yves Chandelon arabasında başından vurulmuş bir halde bulundu. Belçikalı yetkililer, NATO denetçisinin ölüm sebebini intihar olarak açıklarken, yakınları bu iddiayı reddetti. Chandelon NATO'da terörün finansmanıyla mücadele alanında çalışıyordu. Özellikle DEAŞ petrolünün pazarlanmasında yolsuzluklarda gizli servislerin rollerini araştırması, yakın mesafeden ateşlenen silahın elde kalmayacağını geri tepme ile elinden fırlayacağını vurgulamaları olayın suikast olduğu düşüncesini ön plana çıkardı. 28 Aralık'ta Rusya yeni bir şok yaşadı. Rus enerji devi Rosneft'in CEO'su ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in “kara kutusu" olarak bilinen eski istihbarat generali Oleg Erovinkin aracında ölü bulundu.

Günümüzde terör maskesi giydirilmiş küresel saldırılar klasik terör eylemlerinden çok farklı Türkiye'nin toprak bütünlüğü ve milli güvenliğini tehdit eden bir konuma ulaşmıştır. Türkiye'nin Fırat Kalkanı Operasyonu ile Ortadoğu'da bir güç sergilemesi bu gücünü Suriye ve Irak'ı bölme arzusundaki savaş lobisini oluşturan NATO ABD ve Batı ittifakına karşı tarihsel diplomatik ataklarla Rusya, İran ve Türkiye'nin oluşturduğu Barış Lobisi, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın uzun bir süreden beri dillendirdiği Dünya 5'ten büyüktür sözü, Türkiye'nin NATO'dan çıkabileceği endişesi, AB yerine Şangay İşbirliği Örgütü'ne giriş sinyalleri, ABD ve Batılı ülkelerin Suriye ve Irak'taki kalıcı barış ve siyasi görüşmelerin yapılacağı Astana zirvesinde şimdilik dışlanmaları, Türkiye'deki muhtelif terör örgütlerinin maşa olarak kullanıldığı örtülü savaş yöntemleri ile yapılan küresel saldırıların başlıca nedeni olmuştur. Cumhuriyet tarihinde görülmemiş bir şekilde ardı ardına yapılan saldırıların ana nedeni ülkemizin birlik ve beraberliğinin bozulması saldırılarla hedeflenen kamplaşma ve kutuplaşmalar sonrasında ülkemizin bir iç savaşa sürüklenmesi, Irak veya Suriyeleştirilmesi hedeflenmektedir. Ancak Türkiye eski Türkiye değildir. Bölgesinde ve dünyada bölgesel ve küresel bir aktör konumundadır. Bu saldırılar dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile siyasi sonuçlar doğurabilecekken Türkiye bu saldırılar karşısında birlik ve beraberlik içinde tek vücut olarak bu saldırıları aşacak kuvvet ve kudrettedir.

Bülent Orakoğlu