SON DAKİKA

Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?

Bu haber 28 Mayıs 2017 - 18:18 'de eklendi ve kez görüntülendi.

Binbaşı O.K.’ mevzusu sonunda nereye varacak?

Önce “Darbe ihbarcısı subay sır oldu” diye manşet attılar, MİT’e giderek 15 Temmuz gecesi yaşanacaklarla ilgili bildiklerini anlatan binbaşının ifadesinin bile alınmadığını iddia ettiler. Üstüne “MİT ne saklıyor? Neden ifadesi alınmıyor?
Yoksa?.. Yoksa?..” şeklinde imalı yazılar yazdılar.

Yeni Şafak, Binbaşı O.K.’nın ifadesini içeren görüşme tutanaklarını haber yapınca, bu kez de “Bak işte, O.K. ‘darbe olacak’ demiş, o zaman MİT neden vakit kaybetti? Genelkurmay neden önlem almadı?”diye hep bir ağızdan sormaya başladılar.

Yeni başlayanlar için ‘araştırmacı gazetecilik’ gibi görünebilir tüm bunlar. Ama aslında kafa yoruyormuş gibi görünenler hem açıkça yazılan satırları okumuyor hem de yazılarında satır aralarından mantıksız bir şüphe üretiyorlar. En saf halimizle öküz altında buzağı aradıklarını düşünebiliriz ama galiba ‘organize işler’ çeviriyorlar.

Bakın Yeni Şafak’ın haberine göre O.K. ne demiş: “Gelen 2 kişiye ‘bir helikopter Hakan Fidan’ı alacak, diğer helikopterin ne yapacağını bilmiyorum’ dedim. Bana ne olabileceğini sordular. Ben de büyük bir faaliyet olabileceğini hatta darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.

Bu kişi bana ‘Hakan Fidan’ı almaktan kasıt ne?’ diye sordu. Ben de ‘çok kan akacak’ dediklerine göre bu faaliyetin iyi niyetli bir faaliyet olmadığını kendilerine söyledim. Hatta kendilerine YAŞ kararlarında FETÖ’cülere karşı büyük bir temizlik olabileceği sürekli yazılıyor, bu nedenle YAŞ öncesinde bir darbe faaliyeti olabileceğini söyledim.”

Kendisine verilen görevin Hakan Fidan’ı almak olduğunu bilen, diğer helikopterin ne yapacağını bilmeyen bir binbaşı, 15 Temmuz günü darbeciler “çok kan akacak” dediklerine göre “iyi niyetli bir faaliyet olmadığını düşündüğünü, hatta darbe yapabileceklerini” söylüyor. Daha o kara gece yaşanmamış, kendisinden isteneni vicdanının sesine kulak vererek ihbar eden binbaşı, akıl yürüterek ‘darbe olabileceğini’ düşündüğünü ifade ediyor.

Kendinden emin ve planın tamamından haberdar bir şekilde “darbe olacak” demiş mi? Hayır dememiş. Tamamen akıl yürütmede bulunmuş. 15 Temmuz gündüzünü ve önceki günlerdeki atmosferi bir hatırlayalım. Terör saldırılarının biri diğerini kovalıyordu. Darbe iddialarını Michael Rubin’den Gönül Tol’a bir çok kişi yazıyordu. Herkes tedirgindi. Hava bıçak gibiydi. Ama nereden neyin geleceğini kimse bilmiyordu.

Bugün devletten ihraç edilen on binlerce parazit hatları karıştırıyordu. Büyük bombalı terör saldırıları olabileceğine, bir kalkışma gerçekleşebileceğine dair her gün yüzlerce istihbarat güvenlik ve istihbarat birimlerine ulaşıyordu. Doğru istihbaratın değerlendirilmesini engellemek adına yalan istihbarat sayısı kasten artırılıyordu.

Bir istihbarat zafiyeti var mıydı? Elbette vardı. MİT yasa gereği ordu içinde faaliyet yürütemezken, askeri istihbarat zaten elden çıkmıştı, karşı tarafa çalışıyordu. Peki MİT geç mi kalmıştı? Aksine MİT eğer erken davranmasa, eğer o binbaşı bu istihbaratı getirmese, eğer FETÖ’cüler açığa çıktık diye paniğe kapılıp acele etmese ve planladıkları gibi gece üçte harekete geçse bugün Türkiye ne halde olacaktı? Ne ilginç. Havanın deli gibi puslu ve kirli olduğu bir ortamda, bu şartlar altında en temiz kalmayı başaran yapıyı, yani MİT’i şimdi de darbeyi engelleyememekle suçlamaya zemin arıyorlar.

Bylock’u ele geçiren ve tüm FETÖ’cülerin haritasını önümüze döken MİT’ten bahsediyoruz. FETÖ’cülerin ‘MİT tırları’ mevzusuyla hedef tahtasına koyduğu teşkilattan ve 7 Şubat 2012’de FETÖ’cülerin kurtulmayı kafasına koyduğu MİT Müsteşarından… İroniktir, şimdi faturayı MİT’e kesme bahanesi ararken “Soruyoruz çünkü yüzlerce insanımız o gece hayatını kaybetti” diye rol kesenler, 15 Temmuz yaşanmasa FETÖ tehlikesini asla kabul etmeyecek; böyle bir kalkışma engellense “Darbe girişimi diye bir şey yoktu.

İktidar cadı avı yürütüyor; muhalifleri darbecilikle suçluyor. Yalan söylüyor, yalan!” diyecek kişiler… Belki akıllarından geçen Hakan Fidan’ı ve Hulusi Akar’ı yerinden ederek yeni yapılanma sürecinde bu kritik pozisyonlara kendi istedikleri adamların gelebilmesini sağlamak. Ama FETÖ onlardan daha zeki, dahi üçkağıtçı ve suyu bulandırmada onlardan çok daha mahir.

“Semih Terzi acaba darbeyi engellemeye çalışan bir kahraman mıydı?”yalanını yaymaya çalışmış bir FETÖ’den, “Ömer Halisdemir’de bylock vardı” demiş bir hain çeteden bahsediyoruz. Tüm bunlara rağmen “Adil Öksüz MİT’e çalışıyor” gibi FETÖ yalanlarına koşarak atlayanlar nedense hep aynı isimler… Adil Öksüz’ü serbest bırakan hakim tutuklandığında “FETÖ abisi” olduğunu itiraf ediyor ve “Öksüz’ü tutuklamaya ihtiyaç duymadığını” dile getiriyor ama MİT’e atılan iftiraya hızla düşenler, bunları bir türlü görmüyor.

FETÖ böyle adamların varlığına bel bağlayarak oyun kuruyor. Kurunun yanına her türlü yaşı katıp süreci hala kendi çıkarlarına göre şekillendirmeye çalışan bir kripto yapılanmadan bahsediyoruz ve zaten kendi sitelerinde de bu iddiaları açıkça sahipleniyor ve “Darbe teşebbüsü Akar ve Fidan’ın bilgisi dahilinde oldu” diye açıkça yazıp çiziyor.

O gece Hakan Fidan çatışma içindeyken, Hulusi Akar tutsak alınmışken, her ikisi de ölümle burun burunayken, darbecilerin suçu onlara atmaya çalışmasını anlarım da, olan biteni içkisini yudumlayarak televizyonları başında izlemiş olanların pişkinliği mide bulandırıyor. Ajanda belli: Fidan ve Akar’ı darbenin parçası olmakla suçlayıp önce Erdoğan’ı daha fazla yalnızlaştırmak, ardından da “Erdoğan da bu işlerden habersiz olamaz” deyip ‘kontrollü darbe/tiyatro’iddialarıyla vurmak. Ama bu millet artık fazlasıyla tecrübeli, bu oyunlara gelmiyor.

Merve Şebnem Oruç