İletişim

Türkiye

Onlarca gazetede olmayan reklam, örgüt gazetesinde niye var?

Ekleme Tarihi:

-


Onlarca gazetede olmayan reklam, örgüt gazetesinde niye var?

Terör örgütler ile direkt ilgileri olmayan..
En azından toplumun genelinin böyle düşündüğü isimler, şirketler..

Başlarından bir soruşturma geçince…

Gözaltılar, tutuklamalar olunca..

Defterlere el koymalar, ilişkilerine incelemeler yapılmaya başlanınca.

“Bu kadar da olur mu? Şunun ne ilgisi var terör örgütü ile? Bunun ne alakası var, o derin yapı ile..” diye itirazlar ardı ardına geliyor..

Bu söylem, birçok kişiden de destek alıyor..

“Yok canım.. O kadar da değil.. Biraz abartılmıyor mu bu işler” deniliyor..

Savcılık soruşturmaları gölgesi altında iken..

Bazı şeyleri yazmak, biraz zor oluyor..

Hani bazıları diyorlar ya.. “Etik değil” diye..

Belki etik olmadığından, belki toplum olarak, suçlu da olsa tökezleyenlere acıma duygumuzdan dolayı..

Soruşturma aşamasında “Bir tekme de biz atmayalım” düşüncesi ile..

Gerçekler yazılmaktan kaçınılıyor..

Şimdi biz, bir değişiklik yapalım..

Savcılığın şu an için henüz harekete geçmediği..

Ama kısa bir süre sonra geçeceği ayan beyan ortada olan bir konuyu masaya yatıralım..

Konu, Cumhuriyet gazetesi ile Koç grubunun ilişkisi..

Önce bir tespit yapalım..

Kabul edersiniz, etmezsiniz..

Şu an itibari ile Cumhuriyet gazetesi hakkında, terör örgütleri ile ilişkisi sebebi ile açılmış ceza davaları var..

Bu ceza davaları kapsamında, son genel yayın yönetmeni mahkum oldu, ardından Almanya’ya kaçtı..

Sonraki operasyonda, Cumhuriyet yöneticileri ve yazarlarından birçok isim tutuklandı..

“İddianame şu kadar dolu, şu kadar eksik” tartışması ayrı konu..

Önümüzde bir iddiame var.

Bir ceza davası var.

Yürüyen bir yargılama var.

O dava kapsamında tutuklu isimler var..

Cumhuriyet gazetesi hakkında bu tespiti yaptıktan sonra..

Gelelim işin bir Koç grubu yönüne..

Dünkü tüm gazetelere şöyle bir göz gezdirdikten sonra..

Hafızamı yokladım.. “Cumhuriyet gazetesinde gördüğüm, Beko’ya ait tam sayfaya yakın reklamı, diğer gazetelerde görmüş müydüm” dedim, kendi kendime..

Hatırlayamadım..

Ama “Bir yanlışlık olmasın..

Kimsenin günahına girmeyelim” dedim..

Gazeteleri tekrar önüme aldım..

En çok satanından.. En az satanına..

En solcusundan, en sağcısına..

Tüm gazetelerin, her sayfasını tek tek çevirdim.. (Bu arada işkembeden sallamadığımı ispatlamak için, gazete mürekkebinden elimin aldığı rengin fotoğrafını çekip, arşivime koydum..)

Tek tek aktarayım..

Vatan gazetesinden başlayalım..

20 sayfalık bu gazetede belirttiğimiz Koç reklamı yok..

Hani diyorlar ya, “yandaş gazete” diye..

Onlardan birisine bakayım dedim..

Mesela Takvim’e..

Veya aynı kapsamda görülen Güneş’e..

Onlarda da yok..

Dindar kesimden Milli Gazete’ye bakalım.. Onda da yok..

Ya Milat’ta.. Onda da yok..

Zaman zaman söylentisi çıkar, “Aydın Doğan’ın gazeteleri, aslında Koç’undur” denir.. Doğan grubundan Posta gazetesine baktım. Onda da yok..

En soldaki Aydınlık’ta var mı? Yok..

Yeni Şafak ile devam edelim.. Yok..

Çok sattığını iddia eden Sözcü’de yok..

Yandaşlığa yaklaştığı ileri sürülen Milliyet’te yok. Sahibi AK Parti MKYK’sına girdiği için, daha bir avantaj kazanan Ethem Sancak’ın Star’ında da, Akşam’ında da yok..

Cumhurbaşkanı’nın damadıyla irtibatlandırılmaya kalkışılan Sabah gazetesinde yok.

Türkiye gazetesinde de yok.

Doğan grubunun amiral gazetesi Hürriyet’te yok..

Turgay Ciner’in Habertürk’ünde yok..

Eeee..

Nedir Cumhuriyet gazetesini ayrıcalıklı yapan?

Bir savcı sorduğunda, Beko’nun yetkilileri..

Koç’un sorumluları..

Ne demeyi düşünüyorlar acaba?

Savcılık soruşturması aşamasında, eliniz ayağınıza dolanabilir..

“Her şey de savcılık soruşturmasına konu olmaz ki!” diyerek, kendinize destek veren bir grup da bulabilirsiniz..

Ama şimdiden söyleyeyim..

Bu tabloda haklı çıkmanıza imkan yok..

Bu kadar gazetenin içinde..

Hiçbirisine verilmeyen bir reklam..

Çok satanından az satanına kadar..

Hepsi görmezden gelinirken..

Sadece ve sadece..

Cumhurbaşkanına iftira atmakla ünlenen bir gazete tercih ediliyorsa..

Bunun izahını, bunun savunmasını, en kral avukatı tutsanız, yapamaz..

Hani fıkrada vardır ya..

Delilleri dört dörtlük cinayet sorumlu sanık, “İlla avukatım gelecek. Avukatım gelmeden ifade vermem” diyormuş. (Kusura bakmayın, fıkra biraz eski. Artık yeni sistemde, zaten avukatsız ifade verilmiyor.)

Hakim sormuş, “Karakolda, savcılıkta, ilk duruşmada suçunu itiraf etmişsin. Görüntü kayıtları var.. Suç delilinde parmak izin var.. Avukatın gelip ne söyleyecek?”

Sanık cevap vermiş:

“Beni cezaevinden kurtaracağına söz vererek 10 bin liramı aldı.. Şimdi gelip ne diyecek de, beni cezaevinden çıkartacak, ben de onu merak ediyorum” demiş ya..

Bu kadar dört dörtlük bir konuda da..

Onlarca gazeteden hiçbirisine verilmeyen reklamın, sadece ve sadece Cumhuriyet gazetesine verilmesi örneğindeki vahim hatayı da..

Hiçbir avukat savunamaz..

Savunmayı bırakın, izah da edemez..

Bu arada hatırlatayım..

“Bu ülkede, diktatörlük var” deniyor..

“Diktatörün havuz gazeteleri var” deniyor..

Ama gelin görün ki..

Diktatör olmakla suçlanan kişinin geceli gündüzlü çalışması sonucunda, Borsa İstanbul’da bir gecede 39 milyar liralık şirket değeri 42 milyar liraya çıkan Koç grubu.

Diktatör olduğu söylenen kişiyle yakın gazetelerden hiçbirisine vermediği reklamı..

Diktatör olmakla suçlanan kişiye iftira üstüne iftira atan Cumhuriyet gazetesine veriyor..

Ve bu devranın, hep böyle sürüp gideceğini sanıyor..

Gitmez beyler, gitmez.

Yazın bir kenara..

Bu izahı olmayan devran, çok sürmez..

Ben söylemiş olayım..

Gerisi sizin ağa keyfinize kalmış!

Ali Karahasanoğlu