İletişim

Manset

Ankara’nın Suriyeli Kürtleri koruma planı

Ekleme Tarihi:

-


Ankara’nın Suriyeli Kürtleri koruma planı

ABD Başkanı Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton başkanlığındaki heyet, Ankara’ya önceki gün geldi, müzakereler dün yapıldı ama bunun öncesinde karşılıklı bir “Psikolojik bilek bükme” sürecine de tanıklık ettik.

Güreşçilerin minder mücadelesi öncesi el ense çekmeleri gibi bir durum yani.ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, “Türklerin Kürtleri katletmesini önlemeye çalışmak” gibi irrite edici bir tabir kullandı.

Ankara buna hemen cevap verdi.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hami Aksoy, “Bakan Pompeo’nun PYD/YPG terör örgütünü Kürtlerle özdeşleştirmesi, eğer kasıtlı değilse endişe verici bir bilgi eksikliğini göstermektedir” dedi.

Aynı şekilde John Bolton’un YPG ayrımı yapmaksızın “Kürtler” genellemesiyle kullandığı ifadeler, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kendisine vermeyi düşündüğü randevudan vazgeçmesi gibi bir sonuç üretti.

Bolton’ın ifadeleri şöyleydi:

“ABD askerleri, Suriye’nin kuzeyindeki Kürtleri korumaya yönelik bir anlaşma olmadan çekilmeyecek.”Hem Pompeo, hem Bolton’ın, Kürtler derken YPG’yi kastettikleri gün gibi ortada.Rahatsızlığın kaynağında da bu var zaten.Değilse “Kürtler” deyince herkes aynı şeyi anlasaydı bir sorun çıkmayacaktı.

ABD HEYETİYLE YAPILAN GÖRÜŞMEDEN HANGİ SONUÇ ÇIKTI?

Dün yapılan görüşme, tarafların bu şekilde pozisyonlarını önceden açık ederek hazırlandıkları bir ortamda gerçekleşmiş oldu.Şimdi gelelim bu görüşmeden ne gibi sonuçların çıktığına.Kalın’ın ABD heyetini uğurladıktan sonra düzenlediği basın toplantısında kullandığı ifadeler, görüşmenin çerçevesi hakkında epeyce fikir veriyor.

Birkaç spot cümle aktaralım:Çekilme sürecinin nasıl ilerleyeceğini detaylı olarak konuştukÇekilme sürecinin 60/100 gün olacağı söyleniyordu şimdi 120 gün diyorlar.YPG’ye verilen silahların toplanması konusunda çalışma yaptıklarını söylediler.ABD’nin çekilme sürecinin nasıl olacağına yoğunlaşıyoruz.

Bu ifadelerin toplamına baktığımız zaman, 2 saati aşan görüşmede iki tarafın ABD’nin Suriye’den asker çekme çalışmaları süresince koordineli şekilde hareket etme kararı üzerinden ilerledikleri sonucu karşımıza çıkıyor.

Kalın’ın sözlerinden bunun “koordinasyon” amaçlı ilk toplantı olduğunu, istihbarat ve askeri makamların kendi aralarında yine aynı çerçeve üzerinde görüşmeler yapmayı sürdüreceğini öğrenmiş oluyoruz.

ÇEKİLME SONRASI İÇİN TÜRKİYE PLANI

ABD heyeti Türkiye’ye gelmeden hemen önce, Erdoğan’ın New York Times gazetesinde hem zamanlaması, hem de niteliği dikkat çekici olan bir makalesi yayınlandı.Erdoğan, makalesinde bir “Suriye planından” söz ediyor ve ilk defa bu planla ilgili detaylı bilgiler veriyordu.

Yazının bütününe baktığınızda, hem “ABD çekildikten sonra Türkiye ne yapabilir” sorusu ve kaygıları üzerinden Washington’a yatıştırıcı mesajlar verildiği görülüyor, hem de somut bir yol haritasından söz ediliyor.

Türkiye’nin ABD çekildikten sonra nasıl bir vizyonla hareket edeceğinin işaretlerini veren bu makaleden bazı aktarımlar yapalım:ABD Suriye’den çekildikten sonra, hızlı bir güvenlik taraması yapıp, zorla silah altına alınan çocuklar ve terörle ilişkisi olmayanlar ailelerine kavuşturulacak.

Bütün toplulukların temsil edilebildiği siyasi bir yapı tesis edilecek. Türkiye’nin gözlem altında tutacağı şekilde, şu an YPG ve DEAŞ’ın kontrolündeki olan topraklarda yerel konseyler oluşturulacak. Terörle ilişkisi olmayanlar bu yerel yönetimlerde görevler alacak.

Kuzey Suriye’de Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu yerlerde, Yerel Meclis’ler yine çoğunlukla Kürtler tarafından temsil edilecek. Diğer gruplara da adil şekilde yer verilecek.

Türk yetkililer, belediye işleri, eğitim, sağlık ve acil servisler konusunda tecrübelerini paylaşacak.Erdoğan’ın açıkladığı bu plana bakıldığında, Suriye’nin geleceğine gerçekten barışçıl, insani ve demokratik bir perspektifle yaklaşmak isteyenlerin kolayca ikna olabileceği düşünülebilir.

Zaten, bu ülkenin bahtsız insanlarına Türkiye’den başka “nefes borusu” sağlayan başka bir aktör oldu mu ki?Amerikalılar, YPG değil de gerçekten dedikleri gibi Kürtlerin geleceğini düşünüp tasalanıyorlarsa eğer, Erdoğan’ın bu planına kulak verebilirler.

Ayrıca, işin şurası eksik kalmasın.

Makalenin bütününe baktığınızda, Erdoğan’ın sadece böyle bir planı öneri olarak gündeme getirme niyetiyle değil, aynı zamanda verilmiş bir kararı duyurma amacıyla hareket ettiği anlaşılabiliyor.

Mehmet Acet